Gece mutlu mesut yattığım yatağımdan, sabah 1 şişe içkiyi dün alemde devirmişim de dilim damağım kuru, zor nefes aldığım bir şekilde uyandım. Tabi o uyanılan sabahın güneşli bir Cumartesi olması da ayrı bir kahroluş! Nasıl olabilirdi yahu, haftayı ne güzel insanlardan uzak uzak kurtarmıştık ya işte, hatırlamıyor musun?

Dün gece ben hatırlamasam da sanırım, “nezle” buradaydı ve yamacıma kıvrılıp uyudu. Sonra da sabah sessizliğinde pencere camının buğusuna “hoşçakal” bile yazmadan beni haftasonu yalnızlığına bırakıp yok oldu. Sinsi ve bir o kadar acımasızsın…
Şimdi biraz toparlansam da, demek isterim ki… “Of vücut direncim çok çılgınsın!”
Hem tek ben miyim diye düşünürken, kendimi rahatlatıcı cümlemi buldum bile… Kimler acil ya da telaşlı durumda ebeveyn dolabına sığınmaz ki canım, hıh? =)
Gün sonunda annen baban “sende kalsın”, “senin olsun” der hani, sevinirsin, kaptığın herneyse dolaba kaldırırsın, içinden bir ses “büyüyünce nasılsa kullanırım” der hani… İşte öyle bir şey… 









